UN Chief Warns of Nuclear Disarmament Going Reverse - Turkish

BM Genel Sekreteri Nükleer Silahsızlanmanın Tersine Gittiği Yönünde Uyardı

Yazan: Shanta Roy

NEW YORK (IDN) – Birleşmiş Milletler 26 Eylül’de yıllık Uluslararası Nükleer Silahların Tamamen Kaldırılması Günü anmasını yaparken Genel Sekreter António Guterres dünya toplumunun karşı karşıya olduğu iki siyasi gerçeğin altını çizdi.

Öncelikle, nükleer silahsızlanmadaki ilerleme durmakla kalmadı aynı zamanda “tersine doğru gitmektedir” diye uyardı. İkinci olarak, nükleer silahlara sahip Ülkeler arasındaki ilişkiler güvensizlikle dolu olup nükleer silahların kullanımıyla ilgili tehlikeli retorik arttığını belirtti.

“Niteliksel bir nükleer silah yarışı devam etmektedir” diye uyaran Guterres, BM Genel Kurulunun 74. Oturumunun açılışı sırasında nükleer silahsızlanmayla ilgili yüksek düzeydeki bir toplantıya hitaben “titizlikle oluşturulmuş olan silah denetim rejimi aşınmaktadır” şeklinde beyanda bulundu.

Ancak anti-nükleer aktivistler ve sivil toplum kuruluşları (STK’lar) nükleer silahsızlanmadaki ilerlemenin durdurulması, ABD, Birleşik Krallık, Hindistan ve Pakistan gibi nükleer silah sahibi ülkeler arasındaki yükselen sağcı retorik ve savaş çığırtkanlığı dahil olmak üzere yeni gelişmelerle ilgili kaygılarını dile getirdi ve endişeli olduklarını belirtti.

Dünya liderleri bir günlük toplantı esnasında nükleer bir savaşın tehlikeleri hakkında uyarıda bulunurken Barış, Silahsızlanma ve Ortak Güvenlik Kampanyası başkanı Joseph Gerson IDN’ye, diplomatlar BM’de konuşurken nükleer silah sahibi ülkelerinin tümünün nükleer cephaneliklerini ve taşıyıcı sistemlerini nükleer bir kıyametin fitilini yakma hazırlıklarında yükseltmelerinin acı, kötü ve tehlikeli gerçeğin kendisi olduğunu söyledi.

“Ve bu eylemleriyle Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması’nın (NPT) temel ilkelerini tehlikeye atıp silahların yayılmasını cesaretlendirmektedirler” dedi. “Atom alanında çalışan bilim insanlarının insan türünün varlığının gece yarısına iki dakika kalaya bağlı olduğunu uyarmalarının bir nedeni var.”

Birçok kişinin şu anki dönem ile Birinci Dünya Savaşına habersizce girilen yılların arasında benzerlikler gözlemlediğini belirtti.

Amerikan Dostları Hizmet Komitesinin Silahsızlanma Direktörü ve Uluslararası Barış Bürosu Başkan Yardımcısı Gerson, “ancak bu defa dünyanın büyük güçleri soykırım ve potansiyel olarak her şeyi ortadan kaldırabilecek nükleer ve siber silahlara sahip,” diye belirtti.

British Columbia Üniversitesi’ndeki Kamu Politikası ve Küresel İlişkiler Bölümü (SPPGA) Silahsızlanma, Küresel ve İnsan Güvenliği Simons Kürsü Başkanı ve Profesör Dr. M. V. Ramana IDN’ye “Genel Sekreterin bu etkinliğe ev sahipliği yapmasının ve bunu ilgi çekici kılmasının faydalı ve önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

Bunun önemini anlamak için Genel Sekreterin, dünya genelinde birçok ülkede oldukça fazla kişinin dile getirdiği duyguları ve fikirleri sadece yeniden ifade ettiğini anlamamız gerektiğini belirtti.

“Genel Sekreterin çağrısında ifade bulan şey bu müşterek sestir ve bunların eylemleri ve oluşturabildikleri baskının sonuçta nükleer silahların ortadan kaldırılmasını sağlayacak” diye ekledi.

“Genel Sekreterin neredeyse hazırlıksız bir şekilde açıkça “nükleer silah tehlikesini ortadan kaldırmanın gerçek yolunun nükleer silahların ortadan kaldırılması olduğunu” belirttiğini vurgulamanın önemli olduğunu düşünüyorum.

Dr. Ramana, bunun çok önemli bir gözlem olduğunu çünkü şu anki statükonun veya bazı ülkelerin nükleer silaha sahipken diğerlerinin sahip olmaması gerçeğinde yapılan her türlü düzenlemenin sürdürülebilir olmayacağını ifade etti.

Fisil Maddelerle İlgili Uluslararası Panel (IPFM) ve 2017 Nobel Barış ödülünü kazanan Nükleer Silahların Ortadan Kaldırılması İçin Uluslararası Kampanya (ICAN) dahilindeki Uluslararası İcra Grubu’nda (ISG) çalışan bir nükleer analist olan Dr. Rebecca Johnson IDN’ye “BM Genel Sekreteri Guterrez’in nükleer silahların ortadan kaldırılmasıyla ilgili kısa beyanını takdir ediyorum ancak en büyük silah cephaneliğine sahip nükleer silahlı devletlerin liderliğine şükran sunmasını duymak inanılır gibi değildi” dedi.

ABD ve Rusya’nın Soğuk Savaş döneminde biriktirdikleri büyük cephanelikleri azalttığının doğru olduğunu ancak mevcut silahsızlanma anlaşmalarını tehlikeye atmak ve askeri güçlerini ve nükleer cephaneliklerini durmadan yükseltmekten dolayı sorumlu tutulmaları gerektiğini belirtti.  

Dr. Johnson “Geçen birkaç yılda bu konuda gördüğümüz tek liderlik, Trump ve Putin’in silah kontrollerini çöpe atmaları ve BM tarafından şart koşulan ve Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması’yla neticelenen çok taraflı müzakereleri boykot etmeleridir,” şeklinde konuştu.

“Sokaklara çıkan ve iklim değişikliği acil durumuyla başa çıkmaları için liderlik dilenen çocuklar gibi,” diye benzetmede bulundu ve “dünyamız dokuz nükleer silahlı ülke ve bunların müttefikleriyle ortaklarının politikalarından dolayı yeniden gün yüzüne çıkan nükleer tehditlerle yüz yüzedir,” dedi.

Bu bağlantılı varoluşsal tehlikeler herkesten kolektif şekilde etkin insani öncelikli güvenlik eylemi gerektirir.  

Nükleer silahlara sahip liderler silah teknolojilerine ve askeri tehditlerin aşırı derecede güvenmektedir. Bu liderler, dünyanın iklim değişikliğiyle mücadele ve insani silahsızlanmayı amaçlayan 21. yüzyıl liderliğine ihtiyaç duyduğu bir zamanda 20. yüzyıl savunma anlayışında takılı kalmışlar.  

“Bu hafta Nükleer Men Anlaşmasına imza atan ve bunu onaylayan devletlere şükran göstermeye ne dersiniz” diye sordu. [12 Devlet, Uluslararası Nükleer Silahların Tamamen Kaldırılması Günü’nde Nükleer Yasak Anlaşmasına katıldı.]

Daha fazla açıklamada bulunan Gerson IDN’ye şunu belirtti: “Bizim sorumluluğu göz ardı etmek üzere tasarlanmış sözlere değil, eylemlere ihtiyacımız var. BM’deki tatlı ve asıl konudan uzak bir retorik, Pakistan-Hindistan arasındaki Keşmir sorunundan kaynaklı acil durumda, Trump Yönetimi’nin dünyanın nükleer silahları denetim mekanizmasını yerle bir etmesi ve artan ABD-Rusya-Çin büyük güçlerinin arasındaki gerilimde olduğu gibi sorumsuz ve oldukça tehlikeli nükleer blöf ve şantajı güçlendirmektedir.”

Üç eylemin büyüyen nükleer tehlikelerin önünü kesmeye yardımcı olabileceğini söyledi: onlarca yıl eskiye dayanan Keşmir krizinin çözümünü kolaylaştıracak uluslararası eylem; nükleer dengesizliği temel olarak bozacak, Nükleer Silahların Yasaklanması Antlaşması’nı (TPNW) imzalayacak ve onaylayacak bir veya daha fazla nükleer çatı devleti; ve 1980’lerde olduğu gibi nükleer silahsızlanmaya yönelik toplu ve popüler talepleri bu defa iklim değişikliği ve adalet hareketleriyle ortak olarak canlandırmak.

Gerson “TPNW’nin yürürlüğü girmesini ümit edebiliriz ancak taraf devletler nükleer güçlerle yüzleşmek, bunları yalnızlaştırma ve bunlara yaptırım uygulamak cesaretini bulmazlarsa nükleer silahlara sahip dokuz devleti ciddi olarak etkilemeyecektir. İktidar, direniş olmadan hiçbir şeyi kendiliğinden teslim etmek,” dedi.

Yüksek düzeydeki toplantıda konuşan BM Genel Kurulu’nun yeni seçilmiş Başkanı Tijjani Muhammad-Bande delegelere: “Birleşmiş Milletler’in Yemiş beşinci yıl dönümüne yaklaşırken, kuruluşumuzun tahribat ve güvensizlik dolu bir zamanda ortaya çıktığını hatırlıyoruz.”

“Nükleer silahların insanlık tarihindeki ilk kullanımının yarattığı trajedi, bunun gibi silahların ilk ve son defa o zaman kullanıldığını garanti etmek için her şeyi yapmamız gerektiğini önemli kılmaktadır. ‘ Bir daha asla’ temel şiarımız olarak kalmalıdır” diye ekledi. [IDN-InDepthNews – 29 Eylül 2019]

Fotoğraf: Genel Sekreter António Guterres (soldan dördüncü) ve yetmiş dördüncü Genel Kurul toplantısının başkanı Tijjani Muhammad-Bande (soldaki), Uluslararası Nükleer Silahların Tamamen Kaldırılması Günü’nü anmak ve teşvik etmek için biraya gelen Genel Kurul yüksek düzeydeki genel toplantısına katıldı. Kredi: UN Photo/Rick Bajornas. 26 Eylül 2019.